Öğretim görevlisi olduktan sonra ne olunur ?

Ozgehan

Global Mod
Global Mod
Öğretim Görevlisi Olduktan Sonra Ne Olunur? Farklı Bakış Açılarıyla Bir Karşılaştırmalı Analiz

Bir öğretim görevlisi olmak, çoğu kişi için akademik kariyerin zirvesine ulaşmak gibi bir anlam taşıyabilir. Ancak, öğretim görevlisi olduktan sonra ne olunur? Bu soru, sadece profesyonel bir sorudan çok daha fazlasıdır. Bu yazı, öğretim görevlisi olduktan sonra kariyerin nasıl şekillendiğini, erkekler ve kadınlar arasında nasıl farklı deneyimlerin yaşandığını incelemeyi amaçlıyor. Erkeklerin objektif ve veri odaklı yaklaşımını, kadınların ise toplumsal ve duygusal etkiler üzerinden bakış açısını karşılaştırarak, öğretim görevlisi olduktan sonra yaşanan dönüşümü derinlemesine tartışacağız.

Erkeklerin Perspektifi: Objektif ve Veri Odaklı Bir Yaklaşım

Erkekler, akademik dünyada genellikle daha fazla liderlik pozisyonuna gelme şansına sahiptir. Bu, büyük ölçüde toplumsal normlardan kaynaklanmaktadır. Erkekler, genellikle akademik alanda daha fazla görünürlük ve daha fazla fırsatla karşılaşırlar. Öğretim görevlisi olduktan sonra, erkeklerin bu pozisyonlardan yükselme süreci, genellikle "performans" ve "başarı" odaklıdır. Akademik dünyada ilerlemek, daha çok yayın yapma, projelere katılma ve yüksek lisans öğrencilerini yönetme gibi somut, ölçülebilir başarılarla belirlenir.

Veri odaklı bir bakış açısına sahip olan erkek akademisyenler için, öğretim görevlisi olduktan sonra yükselme, daha çok işin teknik ve akademik yönlerine dayanır. Araştırmalar, erkeklerin daha hızlı bir şekilde profesörlük gibi üst düzey pozisyonlara ulaşabildiklerini göstermektedir. 2019'da yapılan bir çalışmaya göre, erkek akademisyenler, kadınlara kıyasla daha fazla yayın yapma, konferanslarda yer alma ve fon bulma şansına sahipler. Erkeklerin akademik dünyada daha fazla "yükselme" şansı bulmalarının temelinde, toplumun genel olarak erkekleri daha fazla cesaretlendirmesi ve desteklemesi yer almaktadır (Cheryan et al., 2017).

Ancak, erkeklerin karşılaştığı en büyük engel de bu hiyerarşik yapının bir parçası olarak liderlik pozisyonlarına gelme baskısının zamanla artmasıdır. Erkek akademisyenler, sadece performans odaklı olduklarından, iş-yaşam dengesi konusunda zorluklar yaşayabilirler. Bu durum, akademik kariyerlerinde sürdürülebilirlik sorunlarına yol açabilir.

Kadınların Perspektifi: Toplumsal ve Duygusal Etkilerle Şekillenen Bir Yükselme Süreci

Kadın akademisyenler için öğretim görevlisi olduktan sonra kariyerin nasıl şekillendiği, toplumsal cinsiyet normları ve duygusal yüklerle derinden bağlantılıdır. Kadınlar, akademik dünyada karşılaştıkları görünmeyen engellerle, yükselme sürecinde daha fazla zorluk yaşarlar. Araştırmalar, kadınların genellikle "iletişim becerileri" ve "işbirliği" gibi sosyal becerilerle öne çıktığını, ancak bunun akademik anlamda aynı şekilde tanınmadığını göstermektedir. Kadın akademisyenler, çoğu zaman bilimsel başarılarının dışındaki işlerle de ilgilenmek zorunda kalırlar, örneğin akademik destek grupları oluşturmak, öğrencilere daha fazla rehberlik etmek ve çeşitli sosyal sorumlulukları üstlenmek gibi.

Kadınlar için yükselme süreci sadece akademik başarılarla değil, aynı zamanda toplumun "kadın olmanın" getirdiği rollerle şekillenir. Aile sorumlulukları, toplumsal beklentiler ve duyusal yükler, kadın akademisyenlerin kararlarını ve kariyer yolculuklarını etkileyebilir. 2016 yılında yapılan bir araştırma, kadın akademisyenlerin daha fazla akademik yük taşıdıklarını ve aynı zamanda daha fazla duygusal çaba harcadıklarını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra, kadınlar genellikle "profesyonel liderlik" rollerine erkekler kadar erken adım atmazlar; çünkü bu pozisyonlar, toplumsal cinsiyet normlarına göre, daha çok erkeklerin başarabileceği alanlar olarak algılanır.

Kadınların, öğretim görevlisi olduktan sonra yükselme süreci çoğu zaman daha fazla duygusal engel ve dış faktörlerle şekillenir. Bu, profesyonel hayatlarındaki başarılarına duydukları tatmini etkileyebilir. Kadın akademisyenler, kariyerlerine devam ederken, aynı zamanda akademik alandaki cinsiyetçi tutumlarla da mücadele etmek zorundadırlar.

Veri ve Tecrübe: Kadınlar ve Erkekler Arasında Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme

Erkek ve kadın akademisyenler arasındaki bu farkların temelinde, toplumsal cinsiyetin iş dünyasında nasıl şekillendiği ve farklı iş yüklerinin nasıl dağıldığı yatmaktadır. Erkeklerin daha objektif, performans odaklı ve veriye dayalı bir yaklaşımı benimsemesi, onları akademik dünyada daha hızlı yükselme fırsatlarıyla karşı karşıya bırakabilirken; kadınların daha sosyal ve duygusal yük taşıyan roller üstlenmesi, bu süreçteki zorlukları artırmaktadır.

Birçok çalışmada, erkeklerin akademik başarıda daha fazla öne çıktığı, kadınların ise aynı başarıyı elde etmek için daha fazla çaba harcadığı ve dışsal faktörlerden (aile, toplumsal beklentiler vb.) daha fazla etkilendikleri gözlemlenmiştir. Bunun yanında, akademik dünyada erkeklerin ve kadınların deneyimlediği eşitsizliklerin zamanla daha belirgin hale gelmesi, hem iş ortamında hem de kişisel hayatlarında büyük farklar yaratmaktadır.

Tartışma Soruları

1. Kadın akademisyenler, toplumsal cinsiyet normlarının etkisiyle daha fazla duygusal yük taşırken, akademik kariyerlerinde bu engelleri aşmak için nasıl bir strateji geliştirebilirler?

2. Erkek akademisyenler, daha fazla liderlik rolü üstlenirken karşılaştıkları "başarı baskısını" nasıl yönetebilirler?

3. Öğretim görevlisi olduktan sonra, hem erkekler hem de kadınlar için iş-yaşam dengesi nasıl sağlanabilir?

Bu sorular, farklı cinsiyetlerin akademik kariyerlerinde yaşadığı zorlukları ve fırsatları tartışmak için bir zemin sunacaktır. Bu tür tartışmalar, toplumsal yapılar ve cinsiyet eşitsizliğine karşı farkındalık yaratmanın yanı sıra, akademik dünyada daha eşit bir ortam yaratılması için önemli adımlar atılmasına olanak tanıyabilir.
 
Üst