Said Nursi Neden Asıldı ?

Ela

New member
Said Nursi'nin Asılma Sebepleri ve Türkiye'deki Dönemin Zihniyeti

Said Nursi, Türk İslam düşüncesinin önemli isimlerinden biri olarak tanınır. Ancak hayatı, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşadığı zorluklar ve karşılaştığı engellerle şekillenmiştir. Nursi'nin asılması, hem o dönemin politik ortamını hem de onun düşünsel mücadelelerini anlamada kilit bir noktadır. Bu yazıda, Said Nursi'nin asılma sebebini, dönemin toplumsal ve siyasi yapısını göz önünde bulundurarak inceleyeceğiz.

Said Nursi Kimdir?

Said Nursi, 1878 yılında Bitlis'in Nurs köyünde doğmuş ve küçük yaşlardan itibaren ilimle meşgul olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar geniş bir zaman diliminde yaşamış olan Nursi, özellikle "Risale-i Nur" adlı eserleriyle tanınmıştır. Bu eserlerde, iman esasları ve İslam’ın temel değerleri üzerine derinlemesine analizler sunmuş, halkı ve özellikle gençleri dinin doğru anlaşılması konusunda uyarmıştır.

Said Nursi'nin Dönemin Siyasi Yapısı ile İlişkisi

Said Nursi'nin asılma süreci, dönemin siyasi yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında, özellikle I. Dünya Savaşı ve sonrasında yaşanan devrimler, toplumsal yapıyı köklü bir şekilde değiştirmiştir. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte ise seküler bir devlet anlayışı benimsenmiş ve dini etkilerin devlet yönetiminde önemli bir yer tutması engellenmeye çalışılmıştır.

Nursi, Osmanlı'nın son döneminde dini bir duruş sergileyen ve halkı manevi değerlere çağıran bir figür olarak öne çıkmış, Cumhuriyet'in ilk yıllarında ise bu duruşu nedeniyle baskılarla karşılaşmıştır. Ancak Said Nursi'nin asılma kararı, doğrudan dinin toplumsal hayattaki yerini savunmasından kaynaklanmamıştır. Asılma süreci daha çok, onun dönemin siyasi ve askeri otoriteleriyle olan çatışmalarıyla ilgilidir.

Said Nursi’nin Asılması ile İlgili Yanılgılar

Birçok kişi, Said Nursi’nin asılmasının onun İslamî düşüncelerini savunması nedeniyle olduğunu düşünebilir. Ancak Nursi, İslamî bir siyaset anlayışını savunmak yerine, özellikle devlete karşı doğrudan bir başkaldırı içinde olmamıştır. O, daha çok iman esaslarının doğru şekilde öğretilmesi gerektiğini savunmuş ve bu düşüncelerini geniş halk kitlelerine aktarmaya çalışmıştır.

O dönemdeki askeri hükümetin, Said Nursi’ye karşı tutumu, onun dini düşüncelerinden ziyade, bir nevi "otoriteye karşı" duran bir figür olmasından kaynaklanmıştır. Nursi’nin özellikle eğitim ve öğretim konusundaki tavırları, onun bu sistemin dayatmalarına karşı olmasına sebep olmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki “dindar” kesime yönelik baskılar, Said Nursi’nin özgür düşünceye verdiği önemi de etkileyerek onu daha da marjinalleştirmiştir. Bu nedenle Said Nursi'nin düşüncelerinin, halk üzerinde büyük bir etki yaratmasından endişe edilmiş ve onun bu etkisi ortadan kaldırılmak istenmiştir.

Said Nursi’nin Hapis Yılları ve Dönemin Düşünsel Baskıları

Said Nursi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında hapis cezalarıyla ve sürgünle karşı karşıya kalmıştır. Onun fikirlerine karşı duyulan korku ve endişe, devletin Nursi'yi susturma çabalarına yol açmıştır. Nursi'nin, o dönemdeki yönetimle olan ilişkisi ve kişisel duruşu, onun düşünsel olarak hapsedilmesine neden olmuştur. Asılma kararı, onun siyasi bir tehdit olarak görülmesinden çok, onun halkı eğitme çabalarının önüne geçilmek istenmesinin bir sonucudur.

Said Nursi'nin Asılması: Gerçek Sebepler ve Etkiler

Said Nursi, 1925'teki Şeyh Sait İsyanı'ndan sonra çeşitli yerlerde tutuklanmış ve birkaç yıl boyunca hapis yatmıştır. Ancak asılma kararının alınmasındaki temel sebep, Nursi'nin yalnızca dini değil, aynı zamanda fikri bir devrim yapma amacıdır. Onun, halkı bilgilendirme ve eğitme konusundaki gayreti, birçok dini ve siyasi otoriteyi rahatsız etmiştir. Dönemin hükümetinin, Nursi'nin fikirlerine yönelik baskıları artırmasında, Nursi'nin halk üzerinde oluşturduğu büyük etkiyi engelleme amacı yatmaktadır.

Said Nursi, aynı zamanda o dönemdeki dinamiklerle, özellikle batıcı reformları savunanların ve laik bir devlet düzeni oluşturmaya çalışanların hedefi haline gelmiştir. Bu durumu tehdit olarak gören hükümet yetkilileri, Nursi'yi bir şekilde ortadan kaldırmak istemiştir. Bu bağlamda, onun asılması sadece bir fiziksel ceza değil, aynı zamanda düşünsel bir susturulma anlamına gelmektedir.

Said Nursi’nin Felsefi Mirası

Said Nursi’nin asılması, onun felsefi mirasını ve düşünsel yolunu değiştirmemiştir. Risale-i Nur eserleri, onun hapislerde geçirdiği yıllarda bile yazılmaya devam etmiştir. Nursi'nin fikirleri, dinin özünden sapmadan insanlara doğruyu anlatmayı amaçlayan bir yöntemle şekillenmiştir. Onun en büyük mirası, halkı doğru bilgiyle aydınlatma çabasıdır. Bu çaba, Said Nursi’nin asılma ve hapis yıllarındaki zorluklara rağmen devam etmiş ve toplumsal bir etki yaratmıştır.

Said Nursi’nin fikirleri, bugün dahi çeşitli çevreler tarafından takip edilmekte ve onun düşünceleri, modern dünyada dahi bir rehber olarak kabul edilmektedir. Nursi'nin ölümünden sonra dahi, onun Risale-i Nur eserleri, Türkiye'deki ve dünya çapındaki milyonlarca insan için bir kaynak olmaya devam etmiştir.

Sonuç: Said Nursi’nin Asılma Süreci ve Etkileri

Said Nursi’nin asılması, onun fikirlerinden ziyade, dönemin toplumsal ve siyasal yapısındaki çatışmaların bir sonucudur. Nursi, bir düşünce adamı olarak dinî değerlere dayalı bir toplum yapısını savunmuş ve buna karşı olan sistemle mücadele etmiştir. Onun asılması, sadece bir kişi olarak Said Nursi’yi değil, aynı zamanda İslam düşüncesinin geleceğini de etkilemiştir. Ancak bu engellemeye rağmen, Nursi’nin fikirleri bugün dahi büyük bir etkiye sahiptir ve onun mirası, fikirlerinin öldürülmeye çalışıldığının aksine daha da güçlenerek yoluna devam etmektedir.
 
Üst