Uygunsuz duygulanım ne demek ?

Emirhan

New member
Uygunsuz Duygulanım: Bir Duygusal Hiciv veya Yalnızca Yanlış Zamanlama?

Hayat bazen tam zamanında geldiğini düşündüğümüz bir mizahi anı, ya da kasvetli bir anı “yanlış” yerde, yanlış zamanda hissederiz. İşte tam burada devreye giriyor “uygunsuz duygulanım.” Kendinizi ciddi bir toplantıda bir anda gülme krizine girerken bulduğunuzda, ya da birinin acı bir kaybı karşısında hiçbir şey hissetmediğinizde, işte bu, uygunsuz duygulanımın tam tarifidir! Kısacası, duygularınız ve zamanın ruhu arasında yaşanan bir uyumsuzluktur. Bunu düşündüğümüzde aslında, insan olmanın ne kadar ilginç ve bazen de “garip” bir iş olduğunu fark edebiliyoruz. Şimdi bu ilginç fenomeni biraz daha derinlemesine inceleyelim.

Uygunsuz Duygulanım: Tanım ve Örnekler

Uygunsuz duygulanım, genellikle bir kişinin, duygusal tepkilerinin o anki durumla veya çevreyle uyumsuz olduğu bir durumu tanımlar. Yani, hayatın bize sunduğu atmosferle duygularımızın tam bir çelişki içinde olması... Bu durumun en bilinen örneklerinden birisi, bir cenazede beklenmedik şekilde gülme krizine giren birini gözlemlemek olabilir. Hatta, “Birinin derdiyle gülmek” bazen bir farkındalık eksikliğinden değil, yalnızca duygusal bir çelişkiden kaynaklanır.

Örneğin, 1980’lerdeki büyük bir felaketi izlerken “acaba şu an komik bir şey var mı?” diye düşünen biri… Evet, bu da uygunsuz duygulanım olabilir! Hatta bir arkadaşınıza moral vermek için zor bir dönemden geçerken, o an komik bir şey söylediğinizde, gülmek ve espri yapmak da bazen garip bir şekilde uygunsuz bir duygusal tepki olabilir.

Tabii, yalnızca bir bireyin değil, toplumsal düzeyde de uygunsuz duygulanımlar ortaya çıkabilir. Mesela, "doğa felaketi sonrası dans partisi" düşüncesi bir tezat oluşturabilir. “Hayat devam ediyor” anlayışı, bazen tepki çekse de, insanın varoluşsal bir tepkisi olabilir.

Erkeklerin Stratejik Bakış Açısı: Duygular ve Çözüm Arayışı

Erkeklerin genellikle duygusal reaksiyonlar yerine, pratik çözümler aradıkları ve stratejik bir bakış açısına sahip oldukları doğrudur. Ancak, uygunsuz duygulanım durumu da bir çözüm arayışından kaynaklanabilir. Örneğin, bir erkek kriz anlarında, duygusal bir tepki vermek yerine, genellikle sorunu çözmeye odaklanır. Bu da bazen yanlış zamanlama ya da yanlış duygusal tepkiyi beraberinde getirebilir.

Farz edelim ki bir arkadaşınız size büyük bir iş başarısızlığından bahsediyor ve o anda siz “birlikte bunu nasıl çözebiliriz?” diye soruyorsunuz. Belki de zamanın ruhunu yakalayamadığınız için, aslında üzülmeniz gereken bir durumda, çözüm odaklı yaklaşmanız gereksiz bir uzaklık yaratabilir. Erkekler genellikle çözüm odaklı ve mantıklı düşünmeye çalıştıkları için, duygusal anları atlayıp daha çok pratik yanıtlar vermek eğilimindedirler. Ama bu, karşısındaki kişiyi daha da kötü hissedebilir, çünkü birinin duygusal ihtiyaçları zaman zaman anlık çözümlerden daha önemli olabilir.

Kadınların Empatik ve İlişki Odaklı Yaklaşımları

Kadınlar genellikle daha duygusal, empatik ve ilişki odaklı bir bakış açısına sahip olduklarından, uygunsuz duygulanımlar söz konusu olduğunda, bu tür duygusal çatışmalar daha fazla dikkat çekebilir. Kadınlar, başkalarının duygusal durumlarına çok daha duyarlıdır ve bu yüzden, birinin acısı karşısında ne hissettiklerini anlamaya çalışabilirler. Örneğin, bir cenazeye katıldığında ya da bir arkadaşının zor bir dönemden geçtiğini öğrendiğinde, ona empatiyle yaklaşmak için duygusal tepkilerini bir araya getirirler.

Ama işte, burada eğlenceli bir durum ortaya çıkıyor. Bir kadın da bazen, çok duygusal bir ortamda bir şeyleri fazlasıyla ciddiye alabilir, mesela en sevdikleri komik bir film sahnesine tepkisiz kalabilir. Kadınların daha fazla ilişki odaklı bir düşünce tarzı benimsemeleri, bazen duygusal anlamda onları daha hassas hale getirebilir. Bu da bazen uygunsuz duygulanım durumlarına yol açar. Örneğin, biri arkadaşına çok üzgün olduğunu anlatırken, o anda "ne kadar tatlısın, seni seviyorum" demek, anın duygusal yoğunluğuyla pek örtüşmeyebilir. Ama işte, bu da bazen yanlış zamanda doğru hissedilen bir şeydir.

Duyguların Zamanlaması ve Toplumsal Beklentiler: Uygunsuz Duygulanımın Boyutları

Uygunsuz duygulanımların toplumdaki yeri de oldukça büyüktür. Toplum, belirli bir duygusal tepkinin, belirli bir durumda nasıl olması gerektiğini dayatır. Örneğin, bir toplumda yas tutarken, başkalarına şaka yapmanın yanlış olduğunu düşünebiliriz. Ancak, bazı insanlar, travmatik bir durumda bile, mizahı bir başa çıkma yöntemi olarak kullanabilir. Bu, onlara acıyı hafifletmek veya duygusal baskıyı atlatmak için bir yol sunar.

Duygusal tepkilerin ne zaman ve nasıl olacağına dair toplumsal normlar genellikle insanları sıkıştırır ve duygusal tepkilerin "doğru" ya da "yanlış" olmasına dair baskı oluşturur. Ancak burada, her bireyin duygusal deneyimi farklıdır ve birinin uygunsuz duygulanımının diğerine göre geçerli bir anlamı olabilir. Belki de bazen, toplumun ne düşündüğünü umursamadan, duygusal anlamda rahatlamak en doğrusudur.

Sonuç: Uygunsuz Duygulanım, Kim Kimin Duymasını Bekliyor?

Günümüzde uygunsuz duygulanım, belki de hayatın en doğal ve komik yanlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Hem erkeklerin çözüm arayışından kaynaklanan duygusal çözülmeler, hem kadınların empatik bakış açılarının zaman zaman çelişkili duygusal tepki yaratması, hayatın birer parçasıdır. Bu, bazen garip ve komik olsa da, aslında insanlığın derinliklerinden gelen bir tezat. İster çözüm odaklı olun, ister ilişkilerinizi tüm kalbinizle hissedin, duygularınızın zamanlamasına her zaman dikkat etmeniz gerekmez. Belki de bazen, uygunsuz duygulanımlar bizi daha insan yapar.

Siz hiç uygunsuz bir duygusal tepki verdiniz mi? Neden zaman zaman duygularımız bu kadar "yanlış" zamanda ortaya çıkar? Forumda görüşlerinizi paylaşarak, bu eğlenceli ve düşündürücü konuda birlikte sohbet edelim!

Kaynaklar:

1. Gross, J. J. (2002). Emotion regulation: Affective, cognitive, and social consequences. Psychophysiology, 39(3), 281-291.

2. Frijda, N. H. (1986). The Emotions. Cambridge University Press.
 
Üst